<sonsuzmektup şiir ,şair,aşk,sevgi,özlem,mutluluk,duygu,edebiyat,makale,deneme,hikaye,şiir>




sonsuzmektup....

8/11/2009 - komedi video

Kategori: VİDEO

comedy from sonsuzmektup on Vimeo.

Bağlantı

8/11/2009 - Bitişi olmayan şiir

Kategori: SIIR

Tak tak ayak seslerini aç köpeklerin işittiği bir yer vardır. Orası aynı zamanda 

yıldızların kaydığı yerdir de…

Buzul çağından kalma virüslerle sanal 

virüslerin oynaştığı düzlemi biliyorsunuz. 

Köpük kabuklarının



Ay parçasına dönüşmüş iç denizlerin

İç denizlerde yitmiş olan yıldızların en 

mahrem yerindeki kara parçalarının

Yağmur homurtularının

Ve homurtulu yağmurun

Buluştuğu bir yer vardır…

Sevgililerin ruhu orada

Kızgın tavada kaynayan yağın içine damlatılmış toplu iğne başı büyüklüğündeki bir asit kabarcığıdır: ortalığı velveleye verir sıçrayışları coşku dolu bir cümbüştür yağ kabarcıkları 

birbirine çarpıp hırçınlaşarak gazaba gelip 

kudurarak buluşur.

Sokak içleri mutlaka yağmurludur.

Ve mutlaka o kasabadan bir tren geçer.

Tren istasyonu

Kasabanın tam da orta yerindedir.

İtiraf edilmemiş aşka musap aşıkın trenden ineceği istasyon tam da bu kasabadadır. Ve 

sevgilinin evi istasyon civarındadır.

Filmin başladığı ve koptuğu yer…

Serseri aşık oralarda dolaşır.

Başından aşağıya yağmursuları boşalır.

Trençkotunun kirden kapkara yağ bağlamış dikiş yerleri yağmur suyuyla kabarmış yağmur suyunun incecik selleri aşığın boynundan aşağıya incecik derecikler halinde 

kayıp durmaktadır…

Sevgilinin evinin yakınındadır ya, bu her şeye bedeldir. 
Bütün bir ömür boyu o evin karşısındaki küçücük parkta, o parkın kanepesinde, bu yağmur üstüne kovayla boşalırken beklemeyi göze alabilir.

Orada ıslanarak, kahrolarak, mahvolarak şiirler terennüm etmek, söylenmemiş ne kadar şiir varsa hepsini bir anda, iç içe söylemek, 

söylediğini baştan sona bir kez daha tekrarlamak ve bütün tekrarları parçalayıp atmak

Parçalanmış şiir kağıtlarını uçsuz bucaksız denizlere savurup onlardan donanma yapmak

Donanmayı ağır aşklara refakatçi kılmak

Ve böyle böyle yolculuğu sürdürmek: 

beklediği budur.

Çocukluğun ilk aşkı ordadır, dilek

tutulur, parmak uçları birbirine dokunur

sonra bilgiçlikler delirmiş kan kanda 

topaklanan bilginin bilgisi seslenirsin imdat der gibi bir sabah vakti bilgin! bilgin!

Bilgin azizleşir muazzez aşkın toy sevgilisi olur.

Her aşk bir afet ve felaketse, her aşk bir belaysa.. aşıkı kovalar.

Aşık sevgilinin ardındaysa, bela da aşıkın ardındadır. Kovalar onu.
 Bitişsiz olarak, ölümsüz olarak, müebbede hükümlü olarak..
Bağlantı

30/10/2009 - DUNYADA EN COK SEVILEN KISI diye bir oylama var....2010

Kategori: GENEL
DUNYADA EN COK SEVILEN KISI diye bir oylama var....2010 subatda sonuc belli olacak....10 kisi var bu oylamada aday...biride Peygamber Efendimiz (s.a.v)...oyunuzu kullanin vede bu mesaji baskalarinada yollayinki,bizim rehberimiz,efendiler efendisi......insanligin iftihar tablosu...Kainatin efendisi..  kimmis insanliga gosterelim..............sevgiler ve saygilar
 
Bağlantı

30/10/2009 - Avustralya'lı genç kendisini dinleyenleri güldürdü...

Kategori: VİDEO

İşareti gördü ve Müslüman oldu VİDEO

Terör örgütü olarak bildiği İslam'ı semavi ve batıl dinlerle kıyaslayarak buluş hikayesini anlatan Avustralya'lı genç kendisini dinleyenleri güldürdü...

Oyla:
4 (1936)

Bağlantı

28/10/2009 - 120 (simema) kahramanlık öyküsü

Kategori: VİDEO
120 - Yüz Yirmi



Yapim : 2008, Türkiye
Tür : Dram / Savaş / Tarih
Yönetmen : Murat Saraçoğlu, Özhan Eren
Senaryo : Özhan Eren, Özhan Eren (Kitap)
Oyuncular : Cansel Elçin, Özge Özberk, Burak Sergen, Halil Kumova, Demir Karahan, Ahmet Uz, Emin Olcay, Oytun Öztamur, Misak Toros, İncilay Şahin, Yaşar Abravaya, Deniz Güngören, Alican Yılmaz, Kemal Ozan Çelik, Hakan Akman, Vefa Akman, Ümit Dereli, Saim Yılpaze, Muhammet Ersoy, Emre Törün
Yapimcı : Özhan Eren
Görüntü Yönetmeni : Mustafa Kuşçu
Müzik : Özhan Eren


Özet : 1914 yılı Haziran ayı…
O günler, ülkemizin büyük toprak kayıpları ve milyonlarca insanımızın da büyük perişanlıklar yaşamasına neden olan Balkan Harbi’nden henüz kurtulduğumuz günlerdir, yaralarımızı sarıp ülkemizi feraha çıkartmaya çalıştığımız barış günleridir.
İşte o günlerde henüz hayatının baharındaki Münire (Özge Özberk), lise müdürü olan babası Cemal öğretmen (Emin Olcay), kendisinden sadece birkaç yaş küçük olan iki erkek kardeşi Mehmet ve Mustafa’dan oluşan ailesiyle Van’da mesut ve mütevazı bir hayat yaşamaktadır ve nişanlısı Süleyman Teğmen (Cansel Elçin) ile çok yakında evlenecektir.
Fakat bu mutlu günler çok sürmez, Ağustos 1914’te Avrupa’da 1’nci Dünya Harbi’nin başlamasıyla birlikte ülkemizde de seferberlik ilan edilir. Varını yoğunu ordusu emrine veren halk, çocuklarını da askere gönderir, Süleyman Teğmen de cepheye gider.
Kasım 1914’te Rusların taaruzu ile harp ülkemize de sıçrar, Sarıkamış Harbi’nin başlamasıyla birlikte çatışmalar daha da yoğunlaşır. Sınır bölgesinde harp etmekte olan ve Süleyman Teğmen’in de yer aldığı Jandarma Tümeni’nden o günlerde Van’a gelen acil bir telgraf, süratle cephane yetiştirilmediği takdirde harbin ve Van şehrinin tehlikeye gireceğini bildirmektedir.
Ancak o günlerde Van karlar altındadır, hele şehrin dışında kar yüksekliği iki metreyi bulmakta, hayvanlar karlı dağları yürüyememekte, kağnı vs arabalar ise hiç işlememektedir. Yapılacak tek şey, cephaneyi 100 kadar yayanın sırtında nakletmektir. Ancak, şehirde resmî görevliler dışında, ihtiyarlarla kadınlardan başka çokaz sayıda “eli tüfek tutan erkek” kalmıştır; onlar da “TAŞNAK ÇETELERİ”ne karşı şehri ve ailelerini korumak için şehirde kalmak zorundadırlar… Akla gelen her çareye başvurulur, neticede, eğer kabul ederlerse bu yükü öğrenci çocuklarla göndermekten başka yapacak bir 
 olmadığına karar verilir


Bağlantı

25/10/2009 - çıkmaz sokak: D.Marmasan

Kategori: DENEME


çıkmaz sokak


Günahımla öpüyorum gece bitkilerini, yarım gülüş, çıplak gamze...
Hayallerimi topladığım bavul saçıldı, gar kalabalığı , hazan gövdesi saatim...
Seni unutsaydım beklemezdim düş bozumu, hayalet gemileri. Ellerimi çamurlarla kaplayıp öz suyunla yıkanmazdım üçe beş kala...
Ellerim ağrılı, mevsim güz..
Tenimdeki tuz yağmur emaneti.
Bu sabah.. Vapurun taşıdığı bedenim dillenmiyor dalgalı anılarımdan, ceset gibi yıkıldım.
Öykü yazmak zor, ama iki kelimeyle başlıyor, sen. ben.
Yolculuklar yakıştırırım yeşerik parmak uçlarına düşlerinin..
Sızın damlıyor kirpiklerime..
Pranga.
Metal tadı, soğuk kadın imgeleri, gölgenden sapacak sokak yok bu akşam...
Yorma beni,
Susma...
Sessizliğin, gümüş hançer...

Bağlantı

25/10/2009 - Hadigari Cumhur (sinema)

Kategori: VİDEO
Hadigari Cumhur




Tür:Dram, Komedi
Yapım:2008 ~ Türkiye
Yönetmen:Harun Özakıncı
Senaryo:Harun Özakıncı
Yapımcı:Fırat Uğurlu
Görüntü Yönetmeni:Bünyamin Yaşar
Müzik:Barış Kırımşelioğlu
Süre:1 saat 30 dk
Gösterim Tarihi: 22 Mayıs 2009 (Türkiye)

Konusu:O zamanlarda adet olduğu üzere, babaları Cumhur”a dağ başındaki mandalin ve zeytin bahçesini bırakırken bataklık olduğu için o tarihlerde işe yaramayan denize sıfır araziyi Cumhur”un ablasına bırakır.
80”lerde yaşanan turizm patlamasıyla toprakların anlamı da değişmiştir. Artık aylak ama gözü doymayan Cumhur için ablasının ve eniştesinin otelini almak hayatının gayesi olmuştur.
Fakat o yaz pansiyona gelen üniversiteli Duygu Cumhur”a bir Bodrum dersi verecektir…
Bağlantı

22/10/2009 - Pascal Quignard: Sessizlik Yemini

Kategori: DENEME
Yazmak ve yemini bozmak.
Sessizlik yemini var bir de, seçimi ne yönde olursa olsun, canavarsı bir suçluluk büyütüyor içinde. Suskun kalma yemini çifte bir zorunluluk içeriyorsa eğer (kendi olanaksızlığından zarar görüyorsa ve kendisini varedenin varlığını sorguluyorsa), susan “ölüyse” ve konuşan “yalan yere andiçiyorsa”, bu iki olanaksızlık ve bu çifte sıkıntı arasında yeminin bağladığı kişiyi kafakola alan aşırı sonuçları başka bir yöne akıtacak bir üçüncü yolu yalnızca hayal etme olanağı var mıdır ki?

Daha basit bir biçimde söylemek gerekirse: konuşurken suskun kalabilir mi insan? Susarken konuşabilir mi?



Konuşurken suskun kalmak olanaksız.

Susarken konuşmak, sessiz kalarak konuşmak, ağzını açmadan ağzını açmak, dudakları kımıldatmamak ve bu arada, genelde dudaklara yapışıp kalan hareketi ellere devretmek, bütünüyle dilin içinde kalarak sessizliğe gömülmek, vs. –bütün bunlar “yazmak” demeye geliyor aslında.

Yemininden dönmüyor o: sessizliğini bozmuyor. Telâffuzu olmayan bir dilde buluyor kendini. Bir kitabın dilsiz ve ölü sayfasıyla değiştiriyor yerini. – Konuşuyor ama: beklediğini gözler önüne seriyor yeniden ve ikiye bölüyor onu. Geri çekilmek nedir bilmiyor. Sessizliği inkâr ediyor, sessizlik olanağını ve ona “hükmetme” olanağını tanımıyor.

Yazmak sessizliği değil, sessizlik yeminini bozuyor. Yazan kişi açmıyor ağzını, dilsiz o, ve yine de dil bütünüyle önüne serilmiş, üstelik konuşmadaki halinden daha eksiksiz belki de. Tıpkı sessizlik gibi, daha yoğun o da, daha ağır, gün içindeki yaklaşık sessizliklerden. Yazıya bulaşanlarda, dilin o çelişkili hali, ve sessizliğin.

Yeminiyle olanaksıza boyun eğmişti. imanını sokmuştu işin içine. Hayatı üzerine yemin etmişti. Oysa olanaksızlık duruyor hâlâ, sıkıntı da ıskartaya çıkmadı daha. Muhakkak ki dönmüştü. Muhakkak ki gizlenmişti. Bundan böyle “gizlenerek” öne çıkıyor, susarak “konuşuyor”, sistematik çelişkiler acımasız belirsizliklere dönüştüler, ve daha da yoğunlaştı korku, çeşitlendi, eskisi kadar şiddetli zonkluyor.
Yazanın “bütünüyle gizlendiğini” söyleyen Stéphane Mallarmé’nin cümlesini anlayabiliyorum şimdi. Bu anlamda gizlenmenin ikili olduğunu varsayıyor. “Gizleniyor”: çünkü vaktiyle “gizlenmişti”. Aslında çocukluğunda gizlenmiş olanların o beyhude yazma edimine yükledikleri sonsuz ağırlığı okuyorum burada. O “Eski”, “bulanık”, “anlamsız”, “gizemli iş” derinliklerinde bir yerde önceden verilmiş bir sessizlik yemininin bulunduğunu varsayıyor. Olanaksızlık çifte temelli o vakit, karşısında oynanacak “oyun” yalnızca yazma işinin değil daha kasvetli yemin bozma işinin bir cilvesi aynı zamanda.




Bağlantı

18/10/2009 - BEN DEĞİLDİM

Kategori: SIIR

sonsuzmektup from sonsuzmektup on Vimeo.





BEN DEĞİLDİM
Bir aksam ustu pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
O gecen ben değildim.

Bir gece, yatağında uyuyordun..
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan...
Seni gören ben değildim.

Ben çok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından
Bıraktın kendini aşk içinde yasamaya..
Bunu bilen ben değildim.


Bir kitap okuyordun dalgın..
İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda.
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..
O ölen ben değildim..

 ÖZDEMİR ASAF




Bağlantı

17/10/2009 - New Moon Fragman

Kategori: VİDEO
Yeni Ay - New Moon Fragmanları


Orjinal Adı: New Moon Fragmanları
Tür: Macera, Gerilim, Dram, Romantik, Fantastik, Korku,
Vizyon: 2009
Dublaj: Türkçe Alt Yazı
Süre: 0 Dk.
Yapımcı: Amerika, İtalya, Yönetmen: Chris Weitz,
Oyuncular: Robert Pattinson Kristen Stewart Ashley Greene Taylor Lautner Dakota Fanning ,


Konu:
Yeni ayda aşk ve gerilim biraz daha artıyor cullen ailesi bella'nın doğum gününü kutlamak istiyor ama bella ısrarla karşı çıkıyor çünkü yaşlanıyor. Cullenların evinde doğumgünü kutlarken hediye paketinin biri bella'nın elini keser ve ailenin yeni vejeteryanı jasper dayanamıyıp saldırır. Bunun üzerine cullen ailesi bella ve edward'ın iyiliği için forkstan ayrılmaya kara verir Bunu kaldıramayan bella artık hayatı umursamamaya başlar.



Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kategoriler

  • 17 AGUSTOS DEPREMI
  • ALLAH
  • AMERIKA
  • ANADOLU ROCK
  • ASK
  • ATAOL BERHAMOGLU
  • ATTILA ILHAN
  • BELGESEL
  • BILIM
  • CAN YUCEL
  • CEMAL SUREYA
  • CICEK DUNYASI
  • DENEME
  • DIN
  • ESMA-UL HUSNA
  • GENEL
  • GEZI
  • HIKAYE
  • ISTANBUL NOSTALJI
  • KAYIP UYGARLIK
  • KITAP
  • KITAPLIK
  • KULTUR SANAT LINKLER
  • KURANI KERIM
  • KUTSAL EMANETLER
  • LINKLER
  • MEDENIYET
  • MIZAH
  • MUZELER
  • NAZIM HIKMET
  • NECIP FAZIL
  • ORHAN VELI
  • OZDEMIR ASAF
  • RESIM
  • RESIM GALERI
  • SALAKCA
  • SANAT
  • SANAT LINKLER
  • SANATCILAR
  • SIIR
  • SINEMA AFISI
  • TARIH
  • Tiyatro
  • UMIT YASAR OGUZCAN
  • VİDEO
  • YABANCI SAIR
  • YAZAR